|
Kuduz
Memeli
hayvanlar ve insanlarda görülen, akut seyirli, şuur kaybı, huzursuzluk ve
felçlerle karakterize, ölümle sonuçlanan viral bir hastalıktır.
Bu
hastalıkta bulaşma mutlak surette ısırılma veya virüs taşıyan salya vs
sıvıların açık bir yara ile teması sonucu olmaktadır.
Bulaşmadaki en önemli etkenler kokarcalar yarasalar ,kemiriciler,vahşi
etoburlar ve başıboş kedi ve köpekler olarak sıralanabilir.
Hastalık üçe ayrılır :
1-Klasik
Kuduz (Urban Kuduzu) – Kedi köpek kuduzu
2-Silvatik
Kuduz (Salyalı) – Tilki, kurt, vahşi etobur kuduzu
3-Yarasa
Kuduzu – Vampir yarasa kuduzu
Kuduz
Virüsü :
-Myxovirüs
grubunun bir üyesidir.
-Soğuğa
karşı oldukça dayanıklıdır.
-0-8 C de
2 ay canlı kalabilir.
-Kuru
toprakta 1 m derinlikte 5 hafta canlı kalır.
-Hayvan
kadavralarında 90 gün yaşar.
-Normal
şartlarda kurutulmuş otta 24 saat canlı kalır.
-Asit pH
da (3-3.5) 30 dakikada ölür.
-56 C de
4-5 saatte 70 C de birkaç dakikada ölür.
Patogenez :
Virüs
ısırık yarasından vücuda girdikten sonra o bölgede 3-4 günlük bir bekleme
devresi geçirir.Bu dönem içinde çoğalmaya ve sinir uçlarıyla birleşmeye
çalışır.Sinir uçlarına yerleştikten sonra sinirler boyunca ilerleyerek
merkezi sinir sistemine ulaşır (centripedal ulaşım). Virüs daha sonra yine
sinirler aracılığı ile tükürük bezlerine gelir (centrifugul ulaşım). Artık
salyada da virüs vardır.
Virüsün
sinirler boyunca yayılması sinir hücrelerinin myelin kılıfının
dejenerasyonuna ve hastalığın çeşitli devrelerinde sinir dokusunun beyaz
maddesinde bozukluklara yol açmaktadır.
Isırılan
hayvan ve insanlarda hastalık belirtilerinin ortaya çıkma süresi;
tükürükteki virüs miktarına ,ısırılma yerine,yaranın genişliğine,derinliğe
ve ısırılan yerdeki sinir uçlarının zenginliğine göre değişmektedir.
Yüzeysel
yaralanmalarda ve aşırı kanama durumlarında etken kanla birlikte dışarıya
sürüklenebilir.Bu nedenle kuduz tilki kurt veya köpek tarafından
oluşturulan ağır ısırık yaraları ve kuduz kedilerin derinlere kadar giden
ısırık yaraları, yüzlek deri yaralarına oranla çok daha tehlikelidir.Sağlam
deri, kuduz enfeksiyonlarına karşı iyi bir koruyucu dokudur.Ayrıca ısırılma
yeri merkezi sinir sistemine ne kadar yakın olursa , hastalık o kadar erken
ortaya çıkar.Hastalıkta kuluçka süresi gençlerde yaşlılara oranla daha kısa
olmaktadır
KÖPEKTE
KUDUZ
Hastalığın
kuluçka süresi 10-180 gün olup iki şekilde karşımıza çıkar.
A)-KLASİK KUDUZ
1-Melankolik devre :
1-2 gün sürer.
Ruhsal davranış değişikliği vardır.İyi huylular huysuzlaşır,kötü huylular
daha sokulgan hale gelir.Işıktan ve sesten irkilirler.Karanlık ve sakin bir
yerde kalmak isterler.Havayı ısırma hareketi yaparlar,çok az su içebilirler
ve salya vardır.
2-Saldırganlık devresi : 3-7 gün sürer
Gittikçe artan huzursuzluk ve sinirlilik vardır.Sese ve ışığa karşı tepki
verir.Işığa bakamaz,gözlerde asimetri oluşur,her şeye saldırır.Yiyecek
maddesi dışındaki şeyleri yemeye çalışır.Farenx ve larynx de felçler
oluşur, sesi kalınlaşır.Kaslarda koordinasyon bozukluğu oluşur ve felç
devresine girer.
3-Paralitik devre (Felç devresi) : 1-2 gün sürer.
Bitkinlik vardır.Alt çene kaslarında felç şekillenir ağzını kapatamaz ve
salya vardır.Daha sonra agoni haline girer ve ölüm şekillenir.
B)-SAKİN KUDUZ
Klasik
kuduzdan ayrıldığı en önemli nokta, devrelerin belirginleşmende çok çabuk
geçmesidir.
SIĞIRLARDA KUDUZ
Kuluçka
süresi 1-3 aydır.İştahsızlık,hafif tympani,kabızlık ve ıkınma vardır.Sese
karşı reaksiyon gösterir,sütü azalır.İlk klinik belirtilerden 4-5 gün önce
salya,süt,dışkı ve idrarda virüs bulunabilir.
1-Saldırgan form : Tüm
sinirsel semptomlar vardır.
2-Sakin
form : Felç belirtileri artar,
yutma güçlüğü görülür ve salya vardır. Felç önce arka ayaklarda başlar.
Köpek oturuşu yapar. İnleyerek agoni haline girer ve ölüm görülür.
KOYUN VE
KEÇİ DE KUDUZ
Kuluçka
süresi 15-30 gün olup, 100 güne kadar da çıkabilir. Genelde sürüde birkaç
hayvanda birden görülür, hastalık bu tür de başlar ve bu tür de biter.
Koyun keçiden, başka hayvana bulaştığı enderdir. Koyunlarda sexüel isteğin
artması patognomiktir. Huzursuzluk,rastgele koşuşturma,odun vb gıda değeri
olmayan şeyleri yeme görülür. Farenx felci, salya ve 2-8 günde ölüm meydana
gelir.
KEDİ DE
KUDUZ
Kuduzun
yayılmasında ikinci derecede önemlidir. Kuluçka süresi 14-30 gündür. Önce
bir köşeye siner,daha sonra saldırganlık başlar. İlk semptomların
görülmesinden 2-4 gün sonra felç olur ve ölür.
Kuduz Belirtileri
Hayvanlarda başlangıç
belirtileri olarak davranış değişiklikleri ve özellikle
saldırganlık görülürken daha ileri safhalarda felçler, diğer
beyin iltihabı bulguları ve ölüm görülür.
İnsanlarda ise başlangıç belirtileri genellikle çok tipik değildir
iştahsızlık, kırgınlık, yorgunluk, ateş görülür. Hastaların yaklaşık
% 50' sinde ısırık bölgesinde ağrı ve duyu kaybı görülür ki
kuduza özgü ilk belirti budur. Daha sonra huzursuzluk, aşırı korku hali,
saldırganlık, uykusuzluk, psikiyatrik bozukluklar ve depresyon ve
bunlara eşlik eden öksürük, boğaz ağrısı, titreme, karın ağrısı,
bulantı-kusma, ishal görülebilir. Nörolojik semptomlar ise,
hiperaktivite, oryantasyon bozukluğu, hayal görmeler, sara krizleri, tuhaf
davranışlar, ense sertliği, hızlı ve sık nefes alıp verme, salya artımı ve
felçler olarak ortaya çıkar. Hiperaktivite atakları karakteristik
olarak 1-5 dakika süreyle ve aralıklı olarak meydana gelmekte ve kendisini
saldırganlık, kendi kendine ve etrafındakilere vurma, koşma, ısırma
şeklinde göstermektedir. Hiperaktif ataklar kendiliğinden ya da görsel
ve işitsel bir uyarı sonucu ortaya çıkabilmektedir. Işık gibi görsel
uyarıların hiperaktif atakları başlatabilmesi kişilerde fotofobi
(ışıktan korkma) gelişmesine neden olmaktadır. Hastaların
yaklaşık olarak yarısı ataklar döneminde su içmek istemekte
ve su içme teşebbüsü sırasında boğaz kaslarının kasılması nedeniyle
kişide tıkanma, boğulma hissi ortaya çıkmaktadır ve bu nedenle hastalarda
hidrofobi (sudan korkma) gelişmektedir. Ataklar arasındaki dönemde
hasta genellikle kendindedir ve bilinci yerindedir. Nörolojik belirtilerin
gelişmesinden 4 -10 gün sonra koma hali gelişir ve koma halinin süresi
saatler ya da aylar sürebilir ve sonunda hasta yaşamını kaybeder.
Aşı ile Aktif
Bağışıklama
İnsanlarda kuduza karşı
bağışıklamanın iki amacı vardır. Kuduz bulaşma riskine açık
olan kişileri bulaşma olmadan korumak, kuduz virüsünün bulaştığı
kişilerde, kuduz hastalığının daima ölümle sonuçlanan gelişimine
engel olmak.
1. Bulaşma öncesi
aşılama
HDCV ve Verorab gibi zararsız, hücre kökenli aşıların
geliştirilmesinden sonra koruyucu aşılama çok önem kazanmıştır ve
D.S.Ö tarafindan rutin olarak risk altında olan kişilere uygulanması
önerilmektedir. Bulaşma öncesi aşılamanın önerildiği risk altındaki kişiler
şunlardır;
-
Veteriner hekimler
-
Infeksiyon hastaliklari ile ilgili
laboratuvar personeli
-
Kuduz vakalarına bakmakla görevli
özel bölümlerde ve kornea nakli yapılan bölümlerde çalışan hastane
personeli
-
Kuduza hassas evcil hayvanlar ile
devamlı teması olanlar
-
Doğal bilimler ile uğraşanlar,
orman işçileri, mezbaha ve hayvan derileri ile uğrasan personel,
genellikle arazide çalışan personel, çok sık ava gidenler.
-
Endemik alanlara (özellikle Asya,
Afrika ve Amerikada' ki tropikal ve subtropikal ülkeler) sık seyahat eden
kişiler.
Bulaşma öncesi
aşılama uygulamasının üç önemli avantajı vardır.
-
Kuduz bir hayvan ile temas ya da
ısırılma halinde büyük değer taşıyan temel bir bağışıklık sağlar
ve sağlanan bu aktif bağışıklık nedeniyle ısırık ne kadar büyük olursa
olsun ve ne kadar beyine yakın olursa olsun kuduz serumu uygulamasını
gereksiz kılar.
-
Dünyanın bazı bölgelerinde
aşının teminindeki gecikme süresince doğan riski azaltır.
-
Virüsle temas halinde
uygulanması gereken aşı dozunu azaltarak, 5-6 doz yerine 1-2 doz
uygulanmasını sağlar. Temas öncesi şemanın tamamlanmasından sonra 1 yıl
içerisinde kuduz şüpheli temas oluşursa tek doz aşı yeterli olmakta, 5
yıla kadar uzayan bir sürede temas oluşursa 0 ve 3. günlerde 2 doz aşı
yeterli olmaktadır. 5 yıldan daha sonra oluşan temasler içinse yeniden 5
dozluk şemayı uygulamak gerekmektedir.
Bulaşma öncesi
aşılama uygulaması için Dünya Sağlık Örgütü'nün tavsiye ettiği
aşılama şemasına göre 0., 7., 28. günlerde toplam üç doz aşı
uygulanması yeterlidir.Kullanılacak aşıların mutlaka hücre kültürü
aşıları olması (HDCV ve Verorab) gerekmektedir. Hayvan beyni kökenli
aşılar bu uygulamada kullanılamaz. Burada hatırlanması gereken önemli bir
nokta, bulaşma öncesi koruyucu aşı uygulamasının, kuduz virüsü ile temas
halinde gerekli tedavi amaçlı aşı uygulamasına olan gereksinimi ortadan
kaldırmadığıdır. Ancak bu uygulama, virusla temas halinde kuduz serumu
uygulanması gereksinimini ortadan kaldırmakta ve uygulanacak aşı sayısını
azaltmaktadır. Temas öncesi şemaya göre aşılanmış bir kişiye virüsle temas
olasılığı halinde 0. ve 3. günlerde uygulanacak 2 doz rapel aşı yeterli
olacaktır. Yapılacak bu iki doz rapel serum antikor titresini ilk bir hafta
içinde 5 kat arttırmaktadır.
2. Bulaşma ( Temas )
sonrası aşılama
Temas sonrası uygulamada yara bakımı ve kuduz serumu uygulamasından
sonra aşılamaya geçilmelidir. Aşılamada mutlaka bağışıklama gücü yüksek,
uygulaması kolay ve en önemlisi nörolojik yan etkileri olmayan hücre
kültürü aşıları kullanılmalıdır. Ülkemizde hücre kültürü aşısı olarak
HDCV ve VERO (Verorab) bulunmaktadır. Her iki aşının da bağışıklama gücü
ve yan etki açısından hiçbir farkı yoktur. Üretimlerinde aynı aşı suşu
kullanıldığı için birbirlerinin yerine kullanılabilirler ya da zorunlu
hallerde aşılamaya birisi ile başlayıp diğeri ile devam edilebilir.
Aşılama Şeması
D.S.Ö nün önerdiği bulaşma sonrası aşılama şemasına göre 0., 3., 7.,
14., ve 28 günlerde 5 doz olmak üzere intramuskuler yoldan ve mutlaka
deltoid adaleden bebeklerde ise uyluğun anterolateral
kısmından yapılmalıdır. Aşı kesinlikle kalçadan uygulanmamalıdır.
Bazı uzmanlar 90. günde de bir rapel doz önerebilmektedir. D.S.Ö aşılamaya
başladıktan sonraki 10 gün içinde ısıran hayvanın gözlem altında
tutulmasını, eğer hayvan sağ ise ya da öldürülerek laboratuvar tetkikleri
ile kuduz olmadığı tesbit edilirse aşılamanın kesilebileceğini
bildirmektedir. Ancak önemle belirttiği bir nokta da önerilerinin genel
öneriler olduğu ve ülkelerin şartlarına göre değişiklikler yapılması
gerektiğidir. Ülkemiz gibi kuduz hastalığının enzootik olduğu ve
hala insan kuduzunun görüldüğü ülkelerdeaşılamanın kesilmemesi ve 5
dozluk şemanın mutlaka tamamlanması önerilmektedir. Çünkü, bu gibi
ülkelerde kişinin bir kez daha virüsla temas etme olaşılığı çok yüksektir
ve ikinci temasta gerek kuduz serumu gereksinimi olmaması gerekse 2 doz
aşının yeterli olması nedeniyle kişinin
tedavi süresi kısalacak, maliyeti azalacak ve kişi psikolojik olarak kuduza
yakalanma korkusundan uzak kalacaktır.
|