Saç dökülmesi:
Günde, normal olarak 80 saç kılı dökülür. Bundan fazla dökülme yaşın
ilerlemiş olması, bazı ateşli hastalıklar, tiroid hastalıkları,
kansızlık, verem, şeker hastalığı gibi bütün vücudu etkileyen
hastalıklardan sonra görülür. Tıp dilinde alopesi adı verilen saç
dökülmesi; basit saç dökülmesi ve pelad olmak üzere iki çeşittir.
Saçların kepeklenmesi:
Kafatası derisi üzerinde meydana gelen gevşek pul şeklindeki kabuklara
kepek denir. Kuru ve yağlı olmak üzere iki çeşidi vardır. Yağlı
sarımtırak görünüşteki kepeklenmeye, tıp dilinde sebore denir. Nedeni,
derinin en üst kısmında bulunan tabakanın, ürettiği fazla parçalardır.
Bunlar, çoğunlukla saçlar tarandığı zaman dökülür. Tedavinin ilk şartı;
temizlik ve fazla miktarda unlu şeyler yememektir.
Saçkıran:
Tıp dilinde tinea tonsurans denilen saçkıran, bir çeşit mantarın neden
olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hiç vakit kaybetmeden tedavi etmek
gerekir. Saçkıranlı hastanın tarağını kullanmak veya şapkasını giymekle
bulaşır. Tedaviye, hastalıklı yerdeki saçları kesmek veya traş etmekle
başlanır. Saçlar, haftada iki kere yıkanır.
Saç ve sakal ağarması:
Yaş ilerledikçe saça ve sakala rengini veren maddenin yapımı azalır, bir
süre sonra da tamamen kesilir. Kumral ve kızıl saçlar, daha erken
beyazlaşır. Genç yaşlarda görülen beyazlaşmalar ise, ırsidir. Tedavisi
yoktur.
Safra kesesi iltihabı:
Safra kesesi taşlarının neden olduğu bir çeşit iltihaplanmadır. Tıp
dilinde kolesistit denir. İki çeşidi vardır.
- Müzmin safra kesesi iltihabı
Safra kesesi büzülür, gereği gibi çalışamaz hale gelir. Hastanın
karnında, özellikle yemeklerden sonra gaz ve gerginlik vardır. Ayrıca;
sağ taraftan başlayıp, kaburgaların altına kadar yayılan geçici bir ağrı
ve sarılık nöbetleri de görülür. Tıp dilinde kronik kolestit denir. Bu
hastalık genellikle 40 yaşını geçmiş şişman kadınlarda görülür.
- Akut Safra Kesesi İltihabıBilhassa, safra yollarına yerleşmiş taşın
neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde akut kolestit denir. Hastada
karnın sağ üst kısmına gelen ani, şiddetli ve çabuk gelişen, sırta,
hatta sağ omuzun ucuna kadar yayılan ağrı vardır. Ateş artar, kusma ve
bulantı görülür.
Her iki çeşit safra kesesi iltihabında da; vakit kaybetmeden doktora
başvurmak gerekir. Ameliyat gerekebilir.
Safra taşları
:
Safra koyulaşması sonucu meydana gelen taşlara halk arasında safra taşı,
tıp dilinde ise kolelitiasis denir. Yapılarında kolestrin bulunur. Bazı
safra taşları, rahatsızlık vermez. Bazıları da safra kanalını tıkar. Çok
şiddetli, batıcı bir ağrı, bulantı ve kusma yapar. Hasta yerinde duramaz
olur. Bu olayların hepsine birden safra kesesi krizi denir. Düşmeyen
veya alınmayan safra taşları, safra kesesinin iltihaplanmasına da neden
olur. Safra taşlarının neden olduğu rahatsızlıkları gidermek için doktor
müdahalesi gerekir.
Sağırlık:
Sonradan meydana gelen sağırlıkları doğuran nedenler çeşitlidir. Mesela;
dış, orta veya içkulak bozuklukları, beyin hastalıkları veya histeri,
geçici sağırlığa neden olabilir. Gerçek nedeni bulmak doktorun işidir.
Sakal iltihabı:
Sakal kılının kolayca koparılması ve kopan kılın ucunda da cerahat
damlacığı görülmesi şeklinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Tıp dilinde
sikozis denen bu hastalığa, stafilokok cinsi mikroplar neden olur.
Salgın menenjit:
Menegokok adı verilen bir çeşit mikrobun; beyin zarına yerleşmesi ve
orada iltihaplanmalar meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve
tehlikeli bir hastalıktır. Hastalık, boğazlarında mikrop taşıyan
hastalar veya kendileri hasta olmadıkları halde boğazlarında menenjit
mikrobu taşıyan sağlam kimseler tarafından bulaştırılır. Hastalık çoğu
kere üşüme, titreme ve ateşin birdenbire yükselmesiyle başlar.
Halsizlik, başağrısı, ve kusma görülür. Dudak ve burun deliklerinin
kenarlarında uçuklar belirir. Gözlerini açmakta zorluk çeker. Bir süre
sonra, ensesi sertleşmeye ve başını öne eğememeye başlar. Hiç vakit
geçirmeden tedaviye başlamak şarttır. Aksi halde, ölümle sonuçlanabilir.
Bu günkü tedavi yöntemleri sayesinde hastanın sağlığına kavuşması
mümkündür. Salgın menenjit salgını sırasında sağlıklı kimseler
hastalarla görüşmemelidir. Kalabalık yerlere gidilmemelidir. Bütün
vücudun, özellikle ağız ve burunun temiz tutulması gerekir.
Saman nezlesi:
Ot veya bitki tozlarının neden olduğu bir çeşit alerjik hastalıktır. Tıp
dilinde pollenosis veya alerjik rinit denir. Daha ziyade, çiçeklerin
açtığı aylarda görülür. Hastada şiddetli aksırmalar, burun tıkanıklığı,
gözlerde kızarma ve sulanma, fazla miktarda berrak burun akıntısı ve
öksürük görülür. Tedavinin ilk şartı, çiçeklerin açtığı sıcak ve
rüzgarlı günlerde kırlara gitmemek ve güneş gözlüğü kullanmaktır.
Sara
:
Bir çeşit sinir hastalığıdır. Nedeni beynin çalışmasında görülen bir
anormalliktir. Tıp dilinde epilepsi denir. Grand mal ve petit mal olmak
üzere iki çeşidi vardır.
- Grand Mal :
Saranın ağır şekline grand mal denir. Hasta nöbet gelmeden önce aura
denilen bir devre geçirir. Bu sırada da, nöbetin geleceğini anlar. Bu
devrede, kulak çınlaması, belirli bir yerde ağrı, titreme vardır. Ne
olduğunu anlayamadığı bir koku hisseder. Kısa bir süre sonra da, şuurunu
kaybederek yere düşer. Vücudunda kuvvetli çırpınmalar başlar. Kol ve
bacakları ritmik bir şekilde kasılıp, gevşer. Ağzı köpürür, dilini
ısırabilir, farkında olmadan küçük ve büyük tuvaletini koyabilir. Bir
süre sonra da kasılmalar azalır, derin bir soluk alarak sakinleşir ve
kendine gelir.
- Petit Mal :Saranın hafif şeklidir. Bu çeşit saralıda şuur kaybı
görülür fakat, kasılma ve gevşemeler görülmez. Hatta bazen
çevresindekiler kriz geçirdiğini bile anlamaz.
İlkyardım olarak, kriz geçiren hastanın yaralanmasını önleyici tedbirler
alınır. Dilini ısırmaması için de temiz bir mendili top yaparak ağzına
koymak faydalıdır.
Sarılık
: Safranın kana karışıp, bütün
dokuları hatta göz aklarını bile sarıya boyaması ile ortaya çıkan bir
hastalık belirtisidir. Tıp dilinde ikter denilen sarılığın üç çeşidi
vardır.
- Hemolitik sarılıkKandaki alyuvarların tahrip olması sonucu safra, kana
karışır. Hastanın idrar rengi normal, büyük tuvaleti ise koyudur.
- Hepatik sarılık :
Bir virüsün neden olduğu karaciğer iltihabıdır. Karaciğer hücreleri
şişer ve safra yolları tıkanır. Belirtileri, yavaş yavaş görülür.
Hastada ateş, iştahsızlık, ishal ve kusma vardır. En çok görülen sarılık
çeşidi budur.
- Obstrüktif sarılık :
Nedeni, safra kanallarının tıkanmış olmasıdır.
Ortak belirtileri ise şunlardır. Hastalığın neden olduğu sarı renk, önce
göz aklarında görülür. Sonra yüz, boyun, gövde, kol ve bacaklara kadar
yayılır. İdrarın rengi sarı ile koyu kahverengi arasında değişir. Ciltte
de kaşıntı vardır. Büyük abdest, kil renginde ve fena kokuludur.
Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir. Sıkı bir perhiz uygulanır.
Sedef hastalığı
: Nedeni, kesinlikle bilinmeyen
bir hastalıktır. İrsi veya sinirsel olduğu söylenmektedir. Tıp dilinde
psoriasis denir. Daha çok, baş derisinde, dizlerde ve dirseklerde veya
tırnaklarda meydana gelen düzensiz kırmızı lekelerle kendini gösterir.
Lekeler, gümüş renginde ve pul pul olup, deriden yüksektir. Kaşıntı
yoktur.
Ses kaybı
: Sesin tamamen kaybolmasına,
tıp dilinde afoni denir. Tam veya kısmi olabilir. Nedeni, boğaz veya
gırtlak hastalıkları, konuşma kaslarını kontrol eden sinirlerin
hastalanması veya sinir bozukluğudur. Tedaviye geçmeden önce, gerçek
nedeni bulmak gerekir. 1-2 gün içinde geçmeyen ses kayıplarında doktora
başvurmak gerekir.
Ses kısıklığı
: Boğaz veya gırtlağın,
dışarıdan gelen organizmalar tarafından istila edilmesi sonucu ortaya
çıkar. Nedeni, soğuk algınlığı, bağırmak, çok konuşmak, boğazı tahriş
edici duman veya benzeri gazlar veya boğaz iltihabıdır. Kısa sürede
geçmeyen ses kısıklığında, doktora başvurmak gerekir.
Sık sık idrara gitme
: Günde 4 veya 6 kez idrara
gitmek normal sayılır. Bu sayı, içilen su miktarına göre değişir. Toplam
idrar miktarı, 8 su bardağı kadardır. Bu miktarda ve idrara gitme
sayısında fazlalık olduğu zaman gençlerde şeker hastalığı, ihtiyarlarda
böbrek hastalığı veya prostat büyümesi düşünülebilir.
Sıraca
: Tıp dilinde scrofula denir.
Bir çeşit kronik deri veremidir. Nedeni, boyundaki lenf bezlerinin
veremidir. Daha ziyade boyun bölgesinde ve yüzde acısız şişliklerle
ortaya çıkar. Bir süre sonra patlayan bu şişliklerden irin akar.
Sıtma
:
Anofel adlı sivrisineğin sokmasıyla, insandan insana bulaşan, titreme,
ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren, kimi zaman da başka bir
hastalık gibi görülen ve tedavi edilmezse, öldüren bulaşıcı bir
hastalıktır. Tıp dilinde malarya denir.
Siğiller
: Derinin üst tabakasının
büyümesi sonucu ortaya çıkar. Nedeni, bir çeşit virüstür. Tıp dilinde
verrü denir. Aynı kişide bir yerden diğer bir yere bulaşabilir. Daha
ziyade, parmak, ayak ve yüzün çeşitli yerlerinde, yuvarlak deriden
yüksekte ve çilek görünümünde kabartılar halinde görülür.
Sinirsel ağrılar
: Bu çeşit ağrılar, genelikle
küt ağrı şeklindedir. Vücudun her yerinde hissedilebilir. Ama,
çoğunlukla kalp çevresindeki ağrılardan şikayet edilir. Bazı kimseler de
başlarını tıpkı bir çember gibi sıkan baş ağrılarından şikayet ederler.
İşte bu çeşit ağrılar, bedeni bir arızadan kaynaklanmıyorsa, sinirsel
ağrılardır.
Sinir bozukluğu
:
Hayat şartlarından fazlasıyla etkilenenlerde görülebilen, esasta önemli
bir kaynağı olmayan bir rahatsızlıktır. Devamlı olarak endişe içinde
olmak şeklinde görülenine anksiete, ruhi ve bedeni bitkinlik şeklinde
görülenine de depresyon adı verilir. Hasta hayattan zevk almaz, her
zaman mutsuzdur, huzursuzdur, sinirlidir. Uykuları düzensizdir. Gerçekte
bir hastalığı olmadığı halde çeşitli hastalıkların varlığından şikayet
eder. Tedaviye hayatının iyi yanlarını görmeye alışmakla başlanır.
Sinirlenmekten kaçınmak, her kötü olayın iyi bir tarafı olduğunu görmeye
alışmak, düzenli bir hayat sürmek gerekir.
Sinirsel hazımsızlık
: Sinir sisteminin düzenli,
uyumlu çalışmasını kaybetmesi sonucu ortaya çıkar. Ayrıca, alkol
kullanmak, fazla sigara içmek, haddinden fazla çay, kahve veya süt
içmek, çabuk ve gereği gibi çiğnemeden yemek yemek şikayetlerin
artmasına neden olur. Hastanın karnında ağırlık hissi vardır, midede
gurultu, yanma veya ekşime görülebilir. Geğirir, gaz çıkarır. Yorgunluk,
baş ağrısı, çarpıntı ve unutkanlıktan da şikayet edilir.
Sinirsel kusma
:
Sinir sistemindeki düzensizlikten kaynaklanan bir durumdur. Ağıza su
gelmesi şeklinde de görülebilir. Herşeyden önce, sinirlenmemeyi, düzenli
bir hayat sürmeyi alışkanlık haline getirmek tedavinin ilk şartıdır.
Sinüzit
: Çene, alın ve şakak kemikleri
içinde bulunan ve buruna açılan içleri hava dolu boşlukların, sinüslerin
iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Had ve müzmin olmak
üzere iki çeşidi vardır. Nedeni burun iltihabı, nezle, grip, alerji,
burundaki şekil bozuklukları veya buruna kaçan yabancı cisimlerdir.
Hastanın yüzünde zonklayıcı bir ağrı, burnunda tıkanma, akıntı ve baş
ağrısıyla birlikte gelen ateş görülür.
Siroz
:
Karaciğer dokularının harap olması ve karaciğerin sertleşmesi sonucu
ortaya çıkan bir hastalıktır. Tıp dilinde cirrhosis denir. Beslenme,
hazımsızlık ve fazla miktarda alkol bazen de safra yollarının tıkanması
sonucu görülür. Hastanın karnı su toplar, ayak bilekleri şişer, iştahı
azalır ve arasıra da kusar.
Sivilceler
: Yağ bezelerinin fazla
çalışmasından, hormon veya metabolizma bozukluklarından kaynaklanan en
küçük çıbanlara sivilce denir. Sivilceleri sıkmamak, tuzsuz, yağsız ve
baharatsız şeyler yemek gerekir.
Siyatik
: Üst bacağın arka kısmı, arka
bacağın dış tarafı ve siyatik siniri boyunca yayılan ağrıya siyatik
denir. Ağrı, bazen birdenbire gelir. Bazen de yavaş yavaş ilerler.
Otururken, kalkarken, uzanırken hareketler zorlukla yapılır.
Belkemiğinin aşağı bölgesi, hassastır. Ağrılar yürürken, öksürürken ve
gerinirken daha da artar. Halk arasında sinir romatizması da denir.
Nedeni, omurlar arasında kıkırdak disklerin yerinden oynaması, yani disk
kayması, omurganın alt bölümünün iltihaplanmış veya zedelenmiş olması,
dizkapağı iltihabı veya sinir iltihabıdır. Tedavinin ilk şartı yatak
istirahatidir. Ayrıca yatak altına kalın bir tahta koymalı, iki
yastıktan fazla da yastık kullanmamalıdır.
Skorbüt
: C
Vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Daha ziyade 5-6 ay
süreyle yeteri kadar C vitamini alamayan çocuklarda ortaya çıkar.
Hastada dermansızlık, zayıflama, ve kanamalar görülür. Yaraların
iyileşmesi gecikir, diş etleri şişer ve mikrobik hastalıklara yakalanma
ihtimali artar. Küçük çocuklara her gün 4 çorba kaşığı taze sıkılmış
portakal, limon veya greyfurt suyu verilirse, skorbüt olmaları önlenmiş
olur.
Şarbon
:
Halk arasında karakabarcık da denilen bu hastalık daha çok kasap, çiftçi
veya veterinerlerde görülen ve hayvanlardan, insanlara geçen mikrobik
bir hastalıktır. Daha çok yüz, boyun veya kolda bir çıban çıkıp daha
sonra patlar. Etrafında da siyah bir kabuk meydana gelir. Öldürücü bir
hastalık olduğu için vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.
Şeker hastalığı
: Vücudun şeker yakmasında
ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet
denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin
denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse,
kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram
kanda 80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140
miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre
aşağıdaki gibi tespit edilir. Şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra
Normal kimselerde 80 mg. 140 mg.
Orta derecede 130 mg. 190 mg.
Ağır derecede 160 mg. 215 mg.
2 çeşit şeker hastalığı vardır.
- Şekersiz Diabet :
Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun
yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde
diabetes insipidus denir.
- Şekerli Diabet :Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu
ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus
denir.
Şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya
sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar.
Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar
miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır.
Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür.
İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık,
aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza
zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama
görülür.
Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği,
göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz
olabilir.
İki çeşit şeker koması vardır.
- Diabetik Koma :Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin
verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek,
bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır.
- Şeker Eksikliği Koması :
Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme,
çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar.
Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı
yiyeceklerle beslenmektir.
Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da
vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal
olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar.
Ağız, boğaz ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden
hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler.
Şirpençe
:
Daha çok ense, sırt ve kaba etlerde beliren birçok çıbanların birleşmesi
ile meydana gelen ve çabuk genişleyen bir çeşit kan çıbanıdır.
Şişmanlık
:
Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması
sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde obesite
denir. İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker
hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi
hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal
hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle
şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir.
|